Ana içeriğe atla
Bu web sitesi, kadın sağlığına ilişkin bilgilendirici içerikler sunmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla Prof. Dr. Mustafa Ulubay tarafından hazırlanmıştır.
mustafaulubay.com'a git
Menü

Evre 3 Endometriozis Nedir, Belirtileri Nelerdir?

Endometriozis hastalığının ilerleyişinde 3. evre, klinik tablonun derinleştiği ve anatomik bozulmaların belirginleşmeye başladığı kritik bir aşama olarak öne çıkmaktadır. Yüzeysel lezyonların yerini derin infiltratif dokulara ve yumurtalık kistlerine (endometrioma) bıraktığı bu dönemde, pelvik bölgedeki tahribat ivme kazanmakta ve hastaların yaşam kalitesi ciddi düzeyde olumsuz etkilenmektedir.

Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde; hastalığın daha yıkıcı sonuçlara yol açmasını engellemek, üreme sağlığını güvence altına almak ve kronikleşen ağrıları ortadan kaldırmak amacıyla, bu evrenin karmaşık yapısına özel ileri düzey tanı ve tedavi stratejileri titizlikle uygulanmaktadır. Başarılı ve kalıcı bir cerrahi planlamanın yapılabilmesi için, 3. evre endometriozisin kendine has anatomik özelliklerinin ve barındırdığı klinik risklerin kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi büyük önem arz etmektedir.

Evre 3 Endometriozis Nedir?

Amerikan Üreme Tıbbı Derneği (ASRM) verilerine göre, 3. evre endometriozis orta şiddette hastalık olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde biz biliyoruz ki, 3. evre endometriozis hastalarımızın şikayetleri orta derece olmaktan çok daha ileride, hayatlarını derinden etkileyen bir hastalıktır. Bu noktada bakış açısı olarak bu sınıflandırmayı yalnızca bir tıbbi etiket olarak kabul ederek, hastamızın yaşadığı şikayetlere odaklanmaktayız.

Hastalığın seyrinde 3. evre, ilerleme açısından kritik bir kırılma noktası olarak değerlendirilmektedir. Bu evrede, endometrial benzeri doku yalnızca yüzeysel lekeler olmaktan çıkıp, derin ve infiltratif implantlara dönüşmüş durumdadır. Söz konusu lezyonlara yaygın olarak; yumurtalıklarda, geniş bağlarda, pelvik yan duvarlarda ve uterosakral bağlarda (rahmi destekleyen doku bantları) rastlanmaktadır.

3. evre aynı zamanda, pelvik organları birbirine bağlamaya başlayan yapışkan skar dokusu bantları olan adezyonların belirgin varlığı ve küçük yumurtalık endometriomalarının ("çikolata kistleri") sıklıkla gelişimi ile karakterize edilmektedir.

Bu evre son derece karmaşık bir yapıya sahip olup sıklıkla yanlış teşhis edilmektedir; zira rutin ultrason gibi standart görüntüleme yöntemleri, rahmin arkasında oluşan derin implantları ve ince zarımsı yapışıklıkları çoğunlukla tespit edememektedir.

Görüntüleme sonuçlarının temiz çıkması nedeniyle hastaların şikayetleri rutin olarak göz ardı edilmekte veya kendilerine yalnızca geçici hormonal çözümler sunulmaktadır.

Kesin tanı ve başarılı bir tedavi süreci; derin fibrotik hastalığı tanımlamak ve birbirine yapışmış organları güvenli bir şekilde ayırmak üzere özel olarak eğitilmiş, üst düzey uzmanlığa sahip bir cerrah gerektirmektedir.

Evre 3 Endometriozis Belirtileri

3. evre endometriozis derin doku nüfuzunu ve pelvik organların skar (yapışıklık) dokusu tarafından fiziksel olarak çekilmesini içerdiğinden, ortaya çıkan semptomlar genellikle şiddetli, mekanik kaynaklı ve normal adet dönemi rahatsızlıklarından belirgin şekilde farklı bir yapı sergilemektedir.

Şiddetli Pelvik Ağrı ve Çekilme Hissiyatı

Karın içerisinde yapışıklıkların oluşmaya başlaması ve yumurtalıklar ile fallop tüpleri gibi organları pelvik yan duvara veya bağırsağa sabitlemesiyle birlikte, klinik tablolarda oldukça spesifik mekanik ağrılar gözlemlenmektedir.

Esneme, dönme veya egzersiz yapma esnasında alt karın bölgesinde veya belin alt kısmında keskin, yırtılma veya çekilme tarzında hissiyatlar tarif edilmektedir.

Adet döneminde bu bölgenin yüksek oranda enflamasyona uğraması (iltihaplanması) sonucunda, ibuprofen gibi standart ağrı kesicilere yanıt vermeyen derin ve zonklayıcı bir adet ağrısı tablosu gelişmektedir. Söz konusu ağrı, en derin implantların veya yumurtalık kistlerinin yerleşim yerine bağlı olarak, genellikle pelvik bölgenin belirli bir tarafında lokalize olma eğilimi göstermektedir.

  • Adet döneminde alt karında derin ağrı
  • Adet döneminde ve adet dönemi dışında pelvik bölgede ağrı
  • Adet döneminde bel ağrısı
  • Adet döneminde kasık ağrısı

Adet dönemlerindeki bu ağrı çoğu zaman adet dönemi dışında da, sürekli ve kronik bir yapı kazanmaktadır. Tüm pelvik bölgenin aşağı doğru çekildiği veya sıkıştırıldığı yönünde bir his yaşanabilmekte ve bu durum, organları birbirine bağlayan geniş çaplı yapışıklıklardan kaynaklanmaktadır.

Söz konusu adet ağrısı çoğunlukla o kadar şiddetlidir ki, reçetesiz satılan ağrı kesicilerle dahi hafifletilememekte ve hastanın çalışma, okula gitme veya dik durma kabiliyetini dahi engelleyebilecek boyutlara ulaşabilmektedir.

Ağrılı Bağırsak Hareketleri (Diskezi)

Endometriozisin bağırsak dokusuna nüfuz etmesi yani endometriozisin bağırsakları tutması durumunda, dışkılama sırasında veya bu eylemin gerçekleştiği zaman diliminde dayanılmaz düzeyde ağrılar ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, rektumu veya kolonu etkileyen derin infiltratif endometriozisin en belirgin semptomlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Klinik başvurularda hastalar tarafından bu tablo; rektumun derinliklerinde hissedilen keskin, saplanma tarzında, adeta bir "yıldırım çarpması" hissi uyandıran bir ağrı veya şiddetli, ezici bir baskı olarak tarif edilmektedir. Sıklıkla döngüsel bir seyir izleyen ve adet dönemlerinde belirgin şekilde şiddetlenen bu semptoma; aşırı şişkinlik, kabızlık veya ishal gibi şikayetler de eşlik edebilmektedir.

Cinsel İlişki Sırasında Ağrı (Disparoni)

Bu klinik tablo, vajina girişinde değil, penetrasyon (itme) sırasında pelvik bölgenin derinliklerinde ortaya çıkan ağrı ile karakterize edilmektedir. Söz konusu semptom, klinik başvurularda sıklıkla keskin ve saplanma tarzında bir ağrı ya da zedelenmiş, hassas bir duvara çarpma hissi olarak tarif edilmektedir.

Bu durumun temel nedeni genellikle; uterosakral bağlar, vajinanın üst kısmı veya rahmin arka boşluğunda (cul-de-sac / Douglas boşluğu) yerleşen endometrial nodüller ile yapışıklıklardır (adezyonlar). Ortaya çıkan bu lezyonlar, bölgede ciddi bir enflamasyona (iltihaplanmaya) ve organ hareketliliğinin kısıtlanmasına yol açarak cinsel birliktelik sırasındaki derin ağrıyı tetiklemektedir.

Ağrılı İdrar Yapma (Dizüri) ve Mesane Semptomları

Endometriozisin mesaneyi tutması durumunda, belirgin üriner semptomlar ortaya çıkabilmektedir. Klinik başvurularda hastalar tarafından; sık idrara çıkma ihtiyacı, mesanenin tam olarak boşalamadığı hissi veya mesane doldukça pubik kemiğin (çatı kemiği) üzerinde hissedilen keskin ve lokalize ağrılar tarif edilmektedir. Özellikle lezyonların enflamasyona uğradığı yani iltihaplandığı adet dönemlerinde, idrar yapma eylemi sırasında ağrı hissedilmesi oldukça sık karşılaşılan bir klinik bulgudur.

Altın Standart Sinir Koruyucu Eksizyon Cerrahisi

Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde tedavi yaklaşımı kesin ve kalıcı sonuçlar odaklıdır. Bu doğrultuda, tıbbi bakımda tartışmasız altın standart olarak kabul edilen ve minimal invaziv bir prosedür niteliği taşıyan Sinir Koruyucu Eksizyon Cerrahisi uygulanmaktadır.

Yalnızca yüzeyi yakan ablasyon yönteminin aksine, tüm görünür endometriozis lezyonlarının bulundukları her bölgeden bütünüyle çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu karmaşık prosedür, endometriozis dokusunun sağlıklı organlardan dikkatlice ayrıştırıldığı yüksek mikrocerrahi hassasiyetiyle gerçekleştirilmektedir. Hastalığın sıklıkla birden fazla organı tutması nedeniyle, tedavi süreci ortak akla dayalı, multidisipliner bir yaklaşım eşliğinde yürütülmektedir.

Uygulanan tekniğin en kritik yönü sinir koruyucu özellikte olmasıdır. Derin infiltratif endometriozis sıklıkla; mesane, bağırsak ve cinsel fonksiyonları kontrol eden kritik sinir ağlarının yer aldığı pelvik boşluklara nüfuz etmektedir. Klinik bünyesinde, çevre dokulardaki hastalıklı yapılar eksize edilirken (çıkarılırken) bu hassas sinirleri tespit etme, izole etme ve koruma konusunda üst düzey bir anatomik uzmanlık sergilenmektedir.

Bu ileri düzey yaklaşım; hastalığı ve hastalığa bağlı ağrıyı bütünüyle ortadan kaldırırken, hayati organ fonksiyonlarını muhafaza etme ve çoğu zaman yeniden kazandırma temel misyonuna dayanmaktadır.

Evre 3 Endometriozis SSS

Üçüncü evre endometriozis teşhisi konulması, rahmin alınması (histerektomi) ameliyatı gerektireceği anlamına mı gelmektedir?

Kesinlikle hayır. Rahmin alınması işlemi, ileri evre endometriozis için kesin bir çözüm veya zorunlu bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmemektedir. Gerçekleştirilen cerrahi operasyonlardaki temel hedef, yerleşim yerlerinden bağımsız olarak tüm endometriozis lezyonlarının eksiksiz bir biçimde cerrahi olarak eksizyonla çıkarılmasıdır.

Histerektomi, adenomyozis gibi doğrudan rahmi etkileyen klinik durumlar için uygulanan bir tedavi seçeneği olmakla birlikte; bağırsak, mesane veya yumurtalıklara yerleşmiş olan endometriozis hastalığını ortadan kaldırmamaktadır.

Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde histerektomi uygulamasına yönelik karar süreci, endometriozis eksizyonundan tamamen ayrı tutulmaktadır. Söz konusu operasyon kararı, ancak vakaya özgü semptomlar ile hastanın geleceğe yönelik doğurganlık hedefleri son derece kapsamlı ve titiz bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra alınmaktadır.

Çocuk sahibi olma isteği bulunan vakalarda, uygulanan eksizyon cerrahisinin doğurganlık (fertilite) potansiyelini iyileştirme ihtimali bulunmakta mıdır?

Pek çok hasta için endometriozis tedavisi sonrası doğurganlık artışı endişesinin sonucu olumludur.

Üçüncü evre endometriozis; yumurtalık kistleri (endometrioma) oluşturması, fallop tüplerini tıkayan yapışıklıklara sebebiyet vermesi ve kronik bir enflamatuar ortamı tetiklemesi nedeniyle doğurganlık (fertilite) potansiyelini ciddi düzeyde olumsuz etkileyebilmektedir.

Uygulanan titiz bir eksizyon cerrahisi; normal pelvik anatominin yeniden tesis edilmesi, sağlıklı yumurtalık dokusu muhafaza edilirken kistlerin bütünüyle çıkarılması ve mevcut enflamasyonun azaltılması yoluyla fertilite sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirebilmektedir.

Pelvik bölgede çok daha sağlıklı bir ortamın yaratılması sayesinde gerçekleştirilen cerrahi müdahaleler, doğal yollarla gebe kalma ihtimalini artırabilmekte veya tüp bebek (IVF) benzeri yardımcı üreme teknolojilerinde elde edilen başarı oranlarını doğrudan yükseltebilmektedir.

Bağırsak dokusunda yerleşim gösteren derin infiltratif endometriozis cerrahisini bu denli karmaşık kılan faktörler nelerdir?

Bağırsak veya mesanede yerleşim gösteren derin infiltratif endometriozise yönelik cerrahi müdahaleler, pelvik cerrahide teknik açıdan en fazla uzmanlık ve donanım gerektiren prosedürler arasında yer almaktadır.

Hastalık bağırsak duvarına nüfuz ettiğinde; bağırsak rezeksiyonu ve reanastomozu (bağırsağın etkilenen bölümünün çıkarılması ve uçların yeniden birleştirilmesi) gibi spesifik cerrahi müdahalelere ihtiyaç duyulabilmektedir. Bu durum, olası komplikasyonlardan kaçınmak ve organ fonksiyonlarını korumak adına üst düzey bir cerrahi beceri gerektirmektedir.

Söz konusu spesifik cerrahi prosedürlerde yüksek vaka deneyimine sahip bir endometriozis uzmanının multidisipliner bir ekip eşliğinde çalışması; risklerin en aza indirilmesi ve hastalığın tek bir ameliyatta bütünüyle temizlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.

Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde titizlikle uygulanan bu yaklaşım doğrultusunda hastalıklı dokunun tek seferde tamamen ortadan kaldırılması, nüks yani tekrarlama ihtimalini ve gelecekteki olası operasyon gereksinimlerini önlemenin temel anahtarı olarak kabul edilmektedir.

Laparoskopik eksizyon cerrahisi sonrasında iyileşme süreci nasıl ilerlemektedir?

Laparoskopik endometriozis ameliyatı sonrasında iyileşme süreci her hasta için küçük farklılıklar gösterebilir. Ancak, Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniğinde minimal invaziv laparoskopik teknikler uygulandığı için iyileşme süreci geleneksel açık cerrahi operasyonlarına kıyasla önemli ölçüde daha hızlı seyretmektedir. Operasyonun ardından hastaların büyük bir çoğunluğu, tıbbi gözlem ve takip amacıyla hastanede 1 ila 3 gece arası yatış yapmaktadır.

Taburcu olunduktan sonra evde geçirilen ilk bir ila iki haftalık sürecin bütünüyle istirahate odaklanılarak geçirilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda, iyileşme sürecini desteklemek ve kan dolaşımını düzenlemek amacıyla hastalara hafif tempolu yürüyüşler yapmaları tavsiye edilmektedir.

Hastaların büyük bir kısmı 1 ila 2 hafta içerisinde masa başı işlerine veya hafif günlük aktivitelere dönüş yapabilmektedir. Ancak, iç dokuların bütünüyle iyileşmesine olanak tanımak adına en az 6 ila 8 hafta boyunca ağır kaldırmaktan veya yorucu egzersizler yapmaktan kaçınılması önemle tavsiye edilmektedir.

Laparoskopik endometriozis ameliyatı sonrasında iyileşme sürecini en iyi şekilde desteklemek amacıyla Prof. Dr. Mustafa Ulubay kliniği ve ekibi tarafından hastalarımıza özel detaylı ve kişiselleştirilmiş bir ameliyat sonrası bakım planı sunulmaktadır.

Randevunuzu Planlayın

Ağrılı adet görme ve endometriozis şikayetleriniz için modern cerrahi çözümlerimizle yanınızdayız. Uzmanlarımızla görüşmek için hemen randevu alın.

WhatsApp